Yargıtay’dan İş Kazası Tazminatında Emsal Nitelikte Karar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, iş kazası sonucu açılan maddi ve manevi tazminat davasıyla ilgili önemli bir karara imza attı. Kararda, bilirkişi raporlarına yapılan itiraz sürecinin ve manevi tazminatın caydırıcılık etkisinin nasıl değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.


Bilirkişi Raporuna İtiraz Etmeyen Tarafın Hak Durumu

Yüksek Mahkeme, davacı tarafın ilk bilirkişi raporuna itiraz etmemesine rağmen, mahkemece ikinci raporun dikkate alınarak hüküm kurulmasının usulî kazanılmış hakkı ihlal ettiği sonucuna vardı.
Buna göre, davacı tarafından itiraz edilmeyen kök raporun dikkate alınması gerektiği, aksi durumda davalı lehine doğmuş olan hakkın ihlal edilmiş olacağı belirtildi.


Manevi Tazminat Caydırıcı Olmalı

Kararda, manevi tazminatın yalnızca acıyı hafifletmek değil, aynı zamanda caydırıcı bir işlev taşıması gerektiği de vurgulandı.
Yargıtay’a göre, işverenin ağır kusuru altında gerçekleşen kazalarda, belirlenen tazminatın “sembolik düzeyde” kalmaması gerekiyor.
Ayrıca insan yaşamının üstün değeri hatırlatılarak, “iş kazalarında tazminatın amacı cezalandırma değil, adalet duygusunu onarma ve benzer hataların tekrarlanmasını önleme olmalıdır” ifadelerine yer verildi.


Somut Olayda Ne Oldu?

Davacı işçi, çalıştığı fabrikada güvenlik önlemleri alınmadan yürütülen bir işlem sırasında üzerine sac plaka düşmesi sonucu ağır şekilde yaralandı.
Kazanın ardından uzun süre tedavi gören ve %30,2 oranında kalıcı iş göremez raporu alan işçinin açtığı davada, işveren %90 kusurlu, işçi ise %10 kusurlu bulundu.

Araç Plakalarında Yeni Düzenleme: Hatalı Plakalar Ücretsiz Değişecek
Araç Plakalarında Yeni Düzenleme: Hatalı Plakalar Ücretsiz Değişecek
İçeriği Görüntüle

İlk derece mahkemesi, işçiye 370 bin TL maddi, 20 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.
Ancak Yargıtay, manevi tazminat miktarının “olayın ağırlığına göre düşük” olduğunu belirterek hükmü bozdu.


Yargıtay’ın Mesajı

Bu karar, iş kazalarında yalnızca kusur oranı değil, yaşanan manevi zararın derinliği ve caydırıcılık unsurunun da dikkate alınması gerektiğini açık biçimde ortaya koydu.
Ayrıca, bilirkişi raporlarına itiraz etmeyen tarafın sonradan bu konuda hak iddia edemeyeceği yönündeki değerlendirme, benzer davalar için yol gösterici nitelikte oldu.