Ekonomi Haber

Şirket Analizinde Öne Çıkan 10 Finansal Oran ve Taşıdıkları Anlam

Cari oran, asit-test ve nakit oranından ROE, ROA, kâr marjları ve borç/özsermaye dengesine kadar şirketlerin mali yapısını değerlendirmede kullanılan 10 temel finansal gösterge ele alındı.

Abone Ol

Şirketin Mali Yapısını Okurken 10 Temel Oran Birlikte Değerlendirilmeli

Bir işletmenin satışlarının artması veya dönem sonunda kâr açıklaması, mali yapısının tek başına güçlü olduğunu göstermiyor. Kısa vadeli borçların karşılanabilmesi, faaliyetlerin ne ölçüde kazanca dönüştüğü, varlıkların verimli kullanılması ve borç-özkaynak dengesi de şirketin genel görünümünü belirleyen unsurlar arasında.

Bu noktada finansal oranlar, bilanço ve gelir tablosundaki rakamları daha anlamlı hale getiriyor. Ancak tek bir gösterge üzerinden sonuca ulaşmak yerine likidite, kârlılık ve borçluluk ölçülerinin beraber incelenmesi gerekiyor.

Kısa Vadeli Ödeme Gücü Likidite Oranlarıyla İzleniyor

İlk bakılan göstergelerden biri cari oran. Dönen varlıkların kısa vadeli borçlara bölünmesiyle hesaplanan bu değer, işletmenin yakın vadeli yükümlülüklerini karşılayabilecek varlığa sahip olup olmadığı konusunda fikir veriyor. Genel değerlendirmelerde 1,5'in üzerindeki seviyeler olumlu kabul edilse de sektör yapısı sonucu doğrudan etkileyebiliyor.

Cari oranın tamamlayıcısı olan asit-test oranında stoklar hesaplamanın dışında bırakılıyor. Böylece borçların karşılanmasında daha hızlı nakde dönüşebilecek varlıklar öne çıkıyor. Burada 1'in üzerindeki değerler genel bir referans noktası olarak kullanılıyor.

Daha sıkı bir ölçüm sunan nakit oranı ise yalnızca nakit ve benzeri değerleri dikkate alıyor. Görselde bu gösterge için 0,20'nin üzeri genel referans olarak belirtiliyor.

Bu üç ölçünün beraber incelenmesi önemli. Cari oran yüksek görünürken dönen varlıkların büyük bölümünün yavaş hareket eden stoklardan oluşması, ilk bakışta görülen likidite gücünün gerçekte daha sınırlı olduğunu gösterebilir.

İşletme Sermayesi Günlük Faaliyetlerin Hareket Alanını Gösteriyor

Dönen varlıklardan kısa vadeli borçların çıkarılmasıyla bulunan net işletme sermayesi, günlük faaliyetlerin sürdürülebilmesi açısından yakından izlenen kalemlerden biri.

Bunun net satışlara oranlanması ise faaliyet hacmi ile mevcut işletme sermayesi arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor. Paylaşılan tabloda net işletme sermayesi oranı için yüzde 10'un üzerindeki seviyeler genel bir değerlendirme ölçüsü olarak kullanılmış.

Düşük veya sürekli gerileyen değerler, satış hacmi büyürken kısa vadeli kaynak ihtiyacının da arttığına işaret edebilir. Bu nedenle yalnızca dönem sonundaki sonuç değil, birkaç dönemin seyri daha anlamlı bir görünüm sağlar.

Kârlılıkta Sadece Net Kâra Bakmak Yeterli Değil

Şirket analizinde kazancın hangi aşamada oluştuğu da önemli.

Brüt kâr marjı, satışlardan satış maliyetleri çıktıktan sonra kalan tutarın net satışlara oranını gösteriyor. Görselde yüzde 20'nin üzerindeki seviyeler genel referans olarak belirtilirken, sektörler arasındaki maliyet yapısı farklılıkları nedeniyle bu eşiğin her işletmeye aynı şekilde uygulanmaması gerekiyor.

FAVÖK marjı ise faiz, amortisman ve benzeri unsurlar öncesinde esas faaliyetlerin ürettiği sonucu izlemeyi kolaylaştırıyor. Paylaşılan tabloda yüzde 15'in üzeri referans alınmış.

Net kâr marjında hesaplamaya dönem sonunda kalan net kazanç giriyor. Burada yüzde 5'in üzerindeki seviyeler olumlu değerlendirme aralığı olarak gösteriliyor.

Bu üç göstergenin beraber okunması, kârlılığın nerede güçlendiğini veya hangi aşamada kaybedildiğini daha açık biçimde ortaya çıkarabilir.

ROE ve ROA Sermaye ile Varlıkların Verimliliğini Gösteriyor

Kazancın büyüklüğü kadar hangi kaynaklarla elde edildiği de şirket analizi açısından belirleyici.

Özsermaye kârlılığı (ROE), net dönem kârının ortalama özsermayeye oranlanmasıyla hesaplanıyor. Paylaşılan çalışmada yüzde 15'in üzeri genel referans olarak gösterilmiş. Bu ölçü, ortakların işletmeye koyduğu sermayenin ne ölçüde kazanç ürettiğini değerlendirmeye yardımcı oluyor.

Aktif kârlılığı (ROA) ise net dönem kârını ortalama toplam aktiflerle karşılaştırıyor. Böylece şirketin sahip olduğu bütün varlıkları ne kadar verimli kullandığı görülebiliyor. Tablodaki genel referans yüzde 7'nin üzerinde.

ROE yüksek olduğunda tek başına olumlu sonuç çıkarmamak gerekiyor. Yoğun borç kullanımı özsermaye kârlılığını yükseltebildiği için borçluluk göstergelerinin de aynı anda incelenmesi daha sağlıklı bir değerlendirme sağlıyor.

Borç ve Özsermaye Dengesi Tabloyu Tamamlıyor

Borç/özsermaye oranı, toplam borçların özsermayeye bölünmesiyle bulunuyor. Görselde 1'in altındaki seviyeler genel olarak daha dengeli bir yapı için referans kabul edilmiş.

Bununla birlikte borç kullanımı her durumda olumsuz bir durum anlamına gelmiyor. Uygun maliyetle sağlanan finansmanın kârlı yatırımlarda kullanılması işletmenin büyümesini destekleyebilir. Asıl dikkat edilmesi gereken nokta, borcun şirketin nakit yaratma kapasitesinin üzerinde bir yük oluşturup oluşturmadığı.

Bu nedenle borçluluk göstergesini likidite ve kazanç ölçülerinden bağımsız değerlendirmek yanıltıcı sonuç verebilir.

Sabit Eşikler Yerine Şirketin Geçmişi ve Sektörü Esas Alınmalı

Finansal oranlarda kullanılan yüzde 5, yüzde 15 veya 1,5 gibi değerler kesin kurallar olarak görülmemeli. Perakende, üretim, yazılım veya hizmet alanında faaliyet gösteren işletmelerin stok yapısı, tahsilat süresi, sermaye ihtiyacı ve kâr marjları birbirinden oldukça farklı olabilir.

Daha sağlıklı analiz için aynı göstergenin önceki dönemlerle karşılaştırılması, ardından benzer büyüklükteki sektör işletmeleriyle kıyaslanması gerekir.

Örneğin cari oranın 1,8 olması tek başına yeterli bilgi sağlamaz. Bir önceki yıl 2,5 olan değerin 1,8'e gerilemesi farklı, 1,1'den 1,8'e yükselmesi farklı bir tablo ortaya koyar.

Finansal oranların asıl değeri de burada ortaya çıkıyor. Tek tek rakamlardan çok göstergelerin birbirleriyle ilişkisi ve zaman içerisindeki yönü, şirketin likiditesi, kazanç üretme kapasitesi ve borç yapısı hakkında daha gerçekçi bir görünüm sağlıyor.