Küresel Asgari Kurumlar Vergisinde Şirketlerin Raporlama Hazırlığı Gündemde
Küresel asgari kurumlar vergisi olarak bilinen Sütun 2 (Pillar Two) uygulamasının şirketler ve finansal raporlama üzerindeki etkileri, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından düzenlenen Türkiye Finansal Raporlama Forumu’nda ele alındı.
24 Eylül 2026 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen forumun son teknik oturumunda, Sütun 2 kapsamında küresel asgari kurumlar vergisinin kapsamı, şirketlerin hazırlıkları ve finansal raporlamayla ilişkisi kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla değerlendirildi.
Sütun 2 Neden Şirketlerin Gündeminde?
Sütun 2 düzenlemeleri, belirli büyüklükteki çok uluslu şirket grupları açısından küresel düzeyde asgari bir vergileme seviyesinin sağlanmasını amaçlayan uluslararası vergi sisteminin önemli unsurlarından biri.
Uygulamanın temel hedefi, büyük uluslararası grupların faaliyet gösterdikleri ülkelerde çok düşük efektif vergi oranlarından yararlanması durumunda ilave vergileme mekanizmalarının devreye girmesini sağlamak.
Ancak düzenleme tüm şirketleri kapsayan genel bir kurumlar vergisi artışı anlamına gelmiyor. Kapsamın belirlenmesinde grubun büyüklüğü, uluslararası yapısı ve ilgili mevzuatta yer alan diğer şartlar dikkate alınıyor.
Finansal Raporlama Boyutu Önem Kazanıyor
Sütun 2 yalnızca vergi hesaplaması açısından değil, finansal tabloların hazırlanması bakımından da önem taşıyor.
Çok uluslu şirket gruplarında farklı ülkelerde faaliyet gösteren şirketlerin vergi pozisyonlarının birlikte değerlendirilmesi gerekebiliyor. Bu nedenle yalnızca klasik kurumlar vergisi karşılığının hesaplanması yeterli olmayabilir.
Grup şirketlerinin hangi ülkelerde faaliyet gösterdiği, ilgili ülkelerdeki efektif vergi yükü, ertelenmiş vergi unsurları ve grubun konsolide finansal tabloları birlikte analiz edilmek durumunda kalabiliyor.
Şirketlerin Veri Toplama Süreçleri Gözden Geçirilmeli
Sütun 2 uygulamasında hesaplamaların yapılabilmesi için farklı ülkelerdeki şirketlerden oldukça ayrıntılı finansal ve vergisel verilerin toplanması gerekebiliyor.
Bu nedenle kapsama giren şirket grupları açısından;
-
grup şirketlerinin finansal sonuçlarının,
-
ödenen ve tahakkuk eden vergilerin,
-
ertelenmiş vergi hesaplarının,
-
ülke bazlı faaliyet bilgilerinin,
-
grup içi işlemlerin
aynı veri altyapısı içerisinde izlenmesi önem kazanıyor.
Özellikle farklı muhasebe sistemleri kullanan uluslararası gruplarda bu verilerin standartlaştırılması, raporlama süreçlerinin önemli bir parçasını oluşturuyor.
Vergi ve Finans Ekiplerinin Birlikte Çalışması Gerekiyor
Sütun 2 kapsamında yapılacak değerlendirmelerin yalnızca vergi departmanının sorumluluğunda görülmesi yeterli olmayabilir.
Finansal tablolar, konsolidasyon, ertelenmiş vergi hesapları ve uluslararası grup yapısı doğrudan sürece dahil olduğu için finans, muhasebe, vergi ve bağımsız denetim ekiplerinin birlikte çalışması gerekebiliyor.
Şirketlerin yıl sonu kapanış sürecinden önce kapsam analizini tamamlaması, veri ihtiyacını belirlemesi ve gerekli hesaplamaların hangi birimler tarafından yapılacağını netleştirmesi uygulamada ortaya çıkabilecek gecikmeleri azaltabilir.
Bağımsız Denetim Sürecine de Yansıyabilir
Sütun 2 kapsamında hesaplanan vergilerin finansal tablolara etkisi, bağımsız denetim açısından da önem taşıyor.
Özellikle önemli tutarlardaki vergi hesaplamalarının dayandığı varsayımlar, grup şirketlerinden alınan bilgiler ve finansal tablolardaki açıklamalar denetim sırasında değerlendirme konusu olabilir.
Bu nedenle şirketlerin yalnızca vergi beyannamesi aşamasına değil, finansal raporlama ve denetim sürecine de hazırlıklı olması gerekiyor.
KGK Konuyu Finansal Raporlama Forumu’nda Ele Aldı
KGK tarafından 24 Eylül 2026’da gerçekleştirilen Türkiye Finansal Raporlama Forumu’nun son teknik oturumunda Sütun 2 kapsamında küresel asgari kurumlar vergisinin kapsamı, şirketlerin hazırlıkları ve finansal raporlamayla ilişkisi değerlendirildi.
Forumda ayrıca IASB ve KGK’nın son düzenlemeleri, TFRS 18 ve TFRS 17 gibi güncel finansal raporlama başlıkları da ele alındı.
Sütun 2 oturumunun öne çıkması, küresel asgari kurumlar vergisinin artık yalnızca uluslararası vergi politikası başlığı olmadığını; büyük şirket gruplarının muhasebe, raporlama ve bağımsız denetim süreçlerine de doğrudan yansıyan bir uygulama alanı haline geldiğini gösteriyor.




