2026 Disiplin Yönetmeliği Tebliğ Değişikliklerinin İncelemesi

TÜRMOB disiplin düzenlemesi; şikâyetlerin filtrelenmesi, e Birlik tebligatı, itiraz usulü ve tedbir süreçlerinde yeni kurallar getiriyor.

Abone Ol

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Disiplin Yönetmeliğinde Değişikliklerin Değerlendirilmesi

Meslek örgütleri ve disiplin mekanizmaları, düzenlenmiş mesleklerin kamu yararına uygun biçimde icrasını teminat altına alan kurumsal yapılardır. Serbest muhasebeci mali müşavirlik ve yeminli mali müşavirlik mesleklerinde disiplin süreci; mesleki etik, meslek onuru, bağımsızlık ve güvenilirlik ilkeleriyle doğrudan bağlantılı olup, mesleğin toplumsal işlevini koruyan başat araçlardan biri olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği tarafından yayımlanan “Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Disiplin Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, disiplin süreçlerinin usul boyutunu etkileyen bir dizi hüküm değişikliği içermektedir. Söz konusu değişiklikler; bildirim yöntemleri, itirazların şekli ve zamanı, tedbir uygulamaları ve şikâyetlerin işleme alınma kriterleri gibi disiplin hukukunun temel operasyonel alanlarına müdahale etmektedir.

Öncelikle, Yönetmelik değişikliği ile Disiplin Yönetmeliği’nin 12. maddesinde yer alan ve disiplin kararlarının “meslek mensubunun bağlı olduğu Oda ve Birlik internet sayfasında yayımlanması” ile “yöresinde uygun araçlarla” duyurulmasına ilişkin ibarenin yürürlükten kaldırıldığı görülmektedir. Bu değişiklik, disiplin kararlarının kamuya duyurulması ve meslek camiası içinde görünür kılınması bakımından önceki düzenlemede öngörülen iletişim kanallarının daraltılması anlamına gelir. Disiplin yaptırımlarının caydırıcılığı açısından kamusal bilgilendirme, kimi zaman normatif bir tamamlayıcı işlev görür. Ancak bu tür yayınların kişisel verilerin korunması, ölçülülük ilkesi ve mesleki itibarın korunması ile de dengelenmesi gerekir. İlgili ibarenin kaldırılması, duyuru mekanizmalarının yeniden konumlandırıldığı ve daha kontrollü bir bildirim rejimine geçildiği şeklinde yorumlanabilir.

Değişikliklerin önemli bir bölümü, Yönetmelik’in 16. maddesinde yapılan kapsamlı yeniden yazımla ortaya çıkmaktadır. Yeni hüküm, Oda yönetim ve denetleme kurulu başkan ve üyeleri hakkında görevleriyle ilgili yapılacak şikâyetlerin, “şikâyet dilekçesinin oda genel kuruluna sunulmasının gerekip gerekmediği” yönünden Birlik Yönetim Kurulu tarafından inceleneceğini düzenlemektedir. Bu yapı, şikâyetlerin doğrudan disiplin soruşturmasına dönüşmesini engelleyen bir ön filtre mekanizması oluşturmaktadır. Birlik Yönetim Kurulu, şikâyetin genel kurula sunulmasını gerekli görürse süreç genel kurul düzeyine taşınmakta; genel kurul disiplin soruşturmasına karar verdiği takdirde ilgili odanın disiplin kurulu inceleme ve araştırmayı yürütmektedir. Buna karşılık, Birlik Yönetim Kurulu’nun “aksi yöndeki kararlarının kesin” olduğu açıkça ifade edilmiştir. Bu kesinlik hükmü, idari nitelikte bir ön değerlendirme kararına bağlanan önemli bir sonuç doğurarak, şikâyetlerin işleme alınmasının sınırlarını belirlemektedir.

Aynı maddenin devamında Birlik yönetim ve denetleme kurulları başkan ve üyeleri hakkında görevleri nedeniyle yapılacak soruşturmanın Birlik Genel Kurulu kararı üzerine Birlik Disiplin Kurulu tarafından yürütüleceği belirtilmektedir. Böylece oda düzeyi ve birlik düzeyi için farklılaştırılmış bir disiplin yetkisi kurgulanmaktadır. Ayrıca disiplin kurulu başkan ve üyelerinin verdikleri kararlar dolayısıyla disiplin soruşturmasına tabi tutulamayacağı hükmü, karar verme faaliyetinin bağımsızlığı ve kurumsal güvence bakımından kayda değerdir. Bununla birlikte, yönetim kurulu başkan ve üyelerinin “yönetsel tercihleri” ile “yönetim politikalarının eleştirisi niteliğindeki” ya da “yargı makamları önünde ileri sürülebilecek iddiaları içeren” şikâyet dilekçelerinin işleme konulmayacağı kuralı, şikâyet hakkının sınırlarını belirginleştirmektedir. Bu sınırlandırma; disiplin sürecinin, salt idari tercihlerin eleştirisine dayalı başvurularla meşgul edilmesini önleme amacı taşısa da, uygulamada “eleştiri” ile “disiplin yönünden inceleme gerektiren iddia” ayrımının nasıl yapılacağı önem kazanacaktır.

Yönetmelik’in 28. maddesinde yapılan değişiklik, itiraz usulüne ilişkin zaman belir görünenin netleştirilmesini hedefler. Posta yoluyla yapılan itirazlarda, itiraz dilekçesinin kurum evrakına giriş tarihinin itiraz tarihi olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Bu yaklaşım, tebliğ ve başvuru süreleri bakımından fiilî teslim ve kayıt anına hukuki sonuç bağlayan bir yöntemi benimser. Böylece posta gecikmelerinden kaynaklı belirsizlik azaltılırken, itirazın kuruma ulaşmasının ispatlanabilir bir tarih üzerinden değerlendirilmesi sağlanır. Aynı fıkraya eklenen hükümle Birliğin itiraz dilekçelerini elektronik ortamda almaya ve bunun için gerekli altyapıyı kurmaya yetkili kılınması, dijitalleşme yönündeki kurumsal iradeyi açıkça ortaya koymaktadır.

  1. maddede ise “bekletilir” ibaresinin “bekletilebilir” olarak değiştirilmesi, idarenin takdir alanını genişleten bir tercihe işaret eder. Bu değişiklik, belirli hâllerde dosyanın bekletilmesinin zorunlu değil, koşullara göre uygulanabilir bir tedbir olduğunu ortaya koyar. Ayrıca üçüncü fıkraya “soruşturma veya” ibaresinin eklenmesi ve tedbir uygulanan dosyaların yönetim ve disiplin kurullarınca öncelikle incelenip karara bağlanacağı hükmü, disiplin süreçlerinde sürüncemeyi önleme ve tedbir kararlarının belirsiz sürelerle devam etmesini engelleme amacını taşımaktadır.

En kapsamlı düzenlemelerden biri, 34. maddede bildirim ve tebligat usullerinin yeniden yapılandırılmasıdır. Buna göre bildirimler yazılı olarak ilgiliye bizzat veya odaya en son bildirilen adrese posta, kurye, memur ya da noter aracılığıyla yapılacaktır. Kayıtlı elektronik posta adresinin bulunması halinde bu adrese yapılan tebligat yazılı tebligat yerine geçmektedir. Adresin yanlış, değişmiş veya bilinmiyor olması gibi durumlarda ise çok aşamalı bir ikincil usul öngörülmüştür: e-Birlik yazılımı üzerinden bildirim gönderilmesi, eş zamanlı SMS bilgilendirmesi, oda ilan tahtasında duyuru ve belirlenen süreler içinde başvurulmaması halinde tebliğin yapılmış sayılması. Ayrıca bir kez bu usule göre tebligat yapılan meslek mensubu yeni adres bildirene kadar tüm dosyalarında aynı usule tabi olacak; aynı yıl içinde beşten fazla disiplin soruşturması açılan meslek mensupları için de tüm tebligatlar bu ikincil usule göre yapılacaktır. Bu düzenleme, tebligatın etkinliğini artırmayı ve sürekli adres değişikliği veya tebligattan kaçınma gibi pratik sorunları azaltmayı hedefleyen sistematik bir yaklaşım sunmaktadır.

Sonuç olarak söz konusu Yönetmelik değişikliği; disiplin süreçlerinde ön inceleme ve filtreleme mekanizmalarını güçlendiren, tebligat rejimini dijital araçlarla destekleyen, itiraz ve tedbir uygulamalarında usulî netliği artıran ve kurumsal işleyişin hızlandırılmasına dönük bir yönelim sergilemektedir. Değişikliklerin sahadaki etkisi ise, özellikle şikâyetlerin işleme alınma eşiğinin yükselmesi, e-Birlik tabanlı tebligatın yaygınlaşması ve disiplin dosyalarında önceliklendirme pratiğinin anlamlı biçimde işletilmesiyle ölçülecektir. Bu bağlamda düzenlemeler, meslek disiplin hukukunun işlevselliğini güçlendirme iddiası taşımakta; ancak uygulamada ölçülülük, erişilebilirlik ve denetlenebilirlik ilkeleri bakımından dikkatli bir yorum ve kurumsal standartlaşma ihtiyacını da beraberinde getirmektedir.